Just another WordPress.com site

Homo Sapiens

Son zamanlarda yaşayan insan topluluklarının DNA üzerinde yürütülen genetik araştırmalar günümüz modern insanlarının kökeninin ortak bir ata olduğuna işaret etmektedir. Afrika, Asya, Avrupa, Kuzey Afrika, Yakındoğu, Avustralya yerlileri ve Yeni Gine topluluklarından alınan mitokondriyal ya da sitoplazmik DNA’ları üzerinde yürütülen çalışmalar, günümüzde yaşayan insanların tamamının kökeninin Afrika kıtası olduğunu ortaya koymuştur.
Yalnızca ortak ata ve bunun hangi bölgede yer aldığı değil, aynı zamanda bu ayrımın ne zaman gerçekleştiği de moleküier saat olarak bilinen yöntemle belirlenmeye çalışılmaktadır. Mitokondriyal DAM’nın her bir milyon yılda %2 ila 4 arasında mutasyona uğradığı ön kabulünden hareket eden bu çalışmalar günümüz insanlarının 140 bin ilâ 290 bin yıl öncesinde Afrikalı bir ortak atadan türediğini göstermektedir. Mitokondriyal DNA’nın yalnızca kadınlar tarafından aktarılması ve genetik kodunun erkeklerinkiyle karışmaması nedeniyle, ortak ata Mitokondriyal Havva olarak adlandırılmıştır. Ancak bu çalışmalar yalnızca mDNA’lar üzerinde değil aynı zamanda Y kromozomları üzerinde de gerçekleştirilmiş ve benzer sonuçlara ulaşılmıştır.
Chris Stringer ve arkadaşları tarafından savunulan tek merkezli evrim hipotezi ve buna bağlantılı Afrika’da oluş hipotezi Homo sapiettâin Afrika’da küçük ve izole bir grupta evrim leştigini, daha sonra hem kıtada hem de Asya ve Avrupa gibi dünyanın diğer bölgelerinde yaşayan diğer türlerin (gelişmiş Homo erectuslar, neandertaller. antecessorlar ve beidelbergensisler gibi) yerini aldığını varsaymaktadır. Diğer olası neden ise birbirleriyle karşılaşmış olan iki ayrı tür içerisinde anatomik açıdan modern Ilomo sapienslerin avcılık ve toplayıcılık, barınma, kaynakların kullanımı gibi konularda diğerlerinden üstün olmasıdır.
Moleküler çalışmaların bulguları ve bunların antropolojik çalışmalardan elde edilenlerle desteklenmesi sonucunda oluşturulan tek merkezli görüşe karşı, Milford Wolpoff, Alan Thorne ve WU Xinzhi gibi araştırmacıların fosillerin morfolojik özelliklerine dayalı karşılaştırmalı çalışmalarına göre. modern insan gruplarının bulundukları bölgelerde, birbirlerinden bağımsız olarak evrim geçirmişlerdir. Çok merkezli evrim olarak bilinen bu hipotezde Homo erectus ve Homo sapiender arasındaki morfolojik benzerliğin bu insanların bölgesel evriminin ürünü olabileceği, birbirini izleyen fosil gruplarının yerel evrimleşmesinin sonucu olduğu kabul edilmektedir. Morfolojik özellikleri büyük oranda bizlere benzeyen modern Homo sapienderin evrim sahnesine çıkmasıyla birlikte, biyolojik açıdan pek çok çevreye uyum sağlanmış ve kültürel açıdan da önemli bir çeşitlilik ortaya çıkmıştır. Üst Paleolitik dönemde yaşayan insanların morfolojik özelliklerinden ziyade onların geliştirdikleri kültürel özellikler insan evrimi açısından oldukça dikkat çekicidir.
external image evrim-teorisi2.png
Nandertallerin Orta Paleolitik’te geliştirdikleri yonga aletlerin yoğunlaştığı Musteriyen kültür yerine Homo saptensler Üst Paleolitikte dilgilerin yoğunlaştığı kültürler oluşturmuşlardır. Dilgi teknolojisiyle üretilen aletlerde çekirdekten daha fazla kesici alet elde edilmekte ve daha az malzeme israfı gerçekleşmektedir. Üst Paleolitik insanları dilgilerin yanı sıra kenar kazıyıcılar, uçlar, kargı, mızrak, olta, zıpkın, defne yaprağı biçiminde aletler, deliciler gibi çok sayıda alet üretmişlerdir. Aletler arasında kemik ve filciişinden yapılan olta ve zıpkınlar ilk kez bu dönemde karşımıza çıkarken, ok ve yayın da bu dönemde ortaya çıktığı belirlenmiştir.
Kemik ve diğer hayvan kalıntılarını da kullanan Homo sapiensler hayvan kemiklerini ıspatula, bardak, pipet gibi kullanmışlar, hayvanların derilerinden ise giysiler üretmişlerdir. Mağaraların karanlık köşelerini aydınlatmak için taş ve kemikten kandiller üretmişler, yakmak için hayvansal yağlarexternal image dilgi-aleti.pngkullanmışlardır. Barınaklar yapmışlar, oldukça karmaşık silahlar geliştirmişlerdir. Bunlar arasında mızraklar, mızrak uçları, kargılar, hayvan tuzakları ilk akla gelenlerdir. Üst Paleolitik dönem insanları belirli işler için özelleşmiş aletler üretirken, alet yapan aletler de bu dönemde yaygınlaşmıştır. Homo sapiensler ağaçları ısıtarak uçlarını sertleştirmiş ve kargı olarak kullanmışlar,taşları ise ısıtarak daha kolay işlenebilir hale dönüştürmeyi başarmışlardır.
Genelde kaya altı sığınaklarında ya da mağaraların ağız kısımlarında yaşayan Homo sapienslerin konaklayabilmek amacıyla duvarlar ördükleri, yaşam alanlarının üzerlerini hayvan kemikleri, çalılar, deri gibi malzemelerle kapattıkları, dolayısıyla ilk konutları ürettiklerini görmekteyiz. Üst Paleolitik dönemde kaynaklarından yüzlerce kilometre uzakta saptanan amber ve deniz kabukları gibi takılar, kaynaklarından uzak noktalarda saptanan silahlar ile hammaddeler, grupların uzak mesafelere yer değiştirmesinin ya da karşılıklı madde değişiminin, diğer bir deyişle ilkel ticaretin bu dönemde mevcut olduğuna işaret etmektedir.
Modern Homo sapienslerle birlikte karşımıza çıkan en etkileyici arkeolojik buluntular onların inanç sistemlerini ve değerlerini yansıtan heykelcikler ve mağara resimleridir. Mağara resimleri Orta Avrupa’da 150 den fazla mağarayla tanınmaktadır. Mamut, geyik, yaban atı, domuz, bizon gibi hayvanların sıklıkla

resmedildiği mağara duvar resimlerinin çizilmesi için genellikle karanlık ve kuytu bölgeler tercih edilmiştir. Demir oksit, mangan oksit ve kalsiyum karbonat gibi kimyasal maddelerden elde ettikleri kırmızı, siyah ve beyaz rengin yaygın bir şekilde kullanıldığı duvar resimlerinin dinsel ve büyüsel nedenlerle yapıldıkları yaygın bir şekilde kabul görmektedir.
external image magara-resmi.png
İlk Venüs heykelcikleri de bu dönemde yapılmıştır. Bunlar arasında Willendorf ve Dolni Vestonice heykelcikleri oldukça ünlüdür. Genellikle kadınların göğüs, karın ve kalça bölgelerinin abartılarak temsil edildiği bu heykelcikler kemik, fildişi, taş ve kilden üretilmiştir. İnsan heykelciklerine ek olarak kuğudan ata kadar birçok hayvanın heykelcikleri de yapılmıştır. Süslenmek amacıyla kullanılan takılar da Üst Paleolitik dönemde karşımıza çıkan kültürel uygulamalar arasında yer almaktadır. Modern Homo sapiensler gelişmiş morfolojik, davranışsal ve kültürel özellikleriyle yeryüzünün birçok bölgesine yayılmışlardır. Yaklaşık 40 bin yıl önce Güneydoğu Asya ile Avustralya arasında yer alan adalardan da yararlanarak, sallar aracılığıyla Avustralya kıtasını iskan eden Homo sapiensler, 20-12 bin yıl önce buzullar nedeniyle deniz seviyesinin düşmesi ve Bering Boğazı’nın buzlarla kapanmasından yaralanarak Amerika kıtasını iskân etmeye başlamışlardır.

http://www.sosyoloji.com.tr/homo-sapiens/

http://sosyalbilgilerogretmenligi.wikispaces.com/Homosapiens

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Etiket Bulutu

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

%d blogcu bunu beğendi: